Parselasyon İşlemine Dava Açma Ehliyeti: Kimler Dava Açabilir?
Alptekin Aydın
Son Güncelleme 4 yıl önce

Arazi ve arsa düzenlemesi işlemleri, idari işlemlerdir. Bu nedenle, bu işlemler nedeniyle menfaatlerinin ihlal edildiğini düşünen bireyler, bu işlemlerin iptali istemiyle idari yargıda dava açabilmektedir. Açılacak bu davalarla ilgili en önemli konulardan bir tanesi ehliyet meselesidir.
İdari yargıda iptal davası açılabilmesi için menfaat ihlali koşulu aranmaktadır. 2577 sayılı Kanun’un 2. maddesi, iptal davası açılabilmesi için menfaat ihlali şartını aramaktadır. Bu açıdan bakıldığında arazi ve arsa düzenlemesine karşı sadece bu işlem nedeniyle menfaati ihlal edilen kişilerin dava açabileceği görülmektedir.
Ancak arazi ve arsa düzenlemesi nedeniyle menfaatin ihlal edilmesi, izaha muhtaç bir durumdur. Parselasyon işlemi, tapu sicilinde kayıtlı taşınmazları etkilediğine göre parsel maliklerinin dava açma ehliyetinin bulunduğu çok açıktır. Ancak bir de tapuda malik olarak görünmemekle birlikte, arazi ve arsa düzenlemesi işlemi nedeniyle menfaati ihlal edilen kimseler söz konusudur. Bu nedenle arazi ve arsa düzenlemesi açısından menfaat ihlali kavramını, tapuda malik olarak görünen kişiler ile malik olmayan kişilerin durumu dikkate alınarak ikili bir ayrımda incelenmelidir.
Tapu Maliklerinin Ehliyeti
Parselasyon işlemi, tapuda kayıtlı taşınmazların hukuki durumlarında değişiklik meydana getirmektedir. Bu nedenle, parselasyon işlemi esas itibarı ile tapu maliklerini ilgilendirmektedir. Bundan dolayı, tapu maliklerinin parselasyon işlemine karşı iptal davası açabileceği kuşkusuzdur.
Danıştay kararlarına göre, parselasyon işlemleri sübjektif nitelikte işlemler olduğundan, parselasyon işlemlerine (istisnalar hariç olmak üzere) ancak işlem tarihinde mülkiyet hakkı olanların dava açma ehliyetleri bulunmaktadır. Danıştay 6. Dairesi 13.11.1995 tarihli ve E:1995/410, K:1995/4427 sayılı kararında parselasyon işlemine karşı yalnızca tapuda malik olarak görünen kişiler ile bunların temsilcilerinin dava açabileceğini vurgulamıştır.
Tapu Malikleri Açısından Menfaatin Devamı Şartı
Burada, işlem tarihinde malik olan ve parselasyon işlemine karşı dava açan malikin, dava devam ederken taşınmazı başka bir kişiye devretmesi durumunda davaya devam edilip edilmeyeceği sorusu cevaplandırılmalıdır.
Danıştay 6. Dairesi 24.12.1986 tarihli ve E:1986/1114, K:1986/1197 sayılı kararında “Taşınmaz maliki tarafından dava açıldıktan sonra taşınmazın bir başkasına devredilmesi durumunda, malikin açmış olduğu dava ‘malikin taşınmazla menfaat ilişkisi kalmadığı’ gerekçesiyle reddedilemez; yeni malik davacı kabul edilerek dava devam edilmesi gerekir” şeklinde karar vermiştir.
Buna karşılık Altıncı Daire daha sonra görüşünü değiştirmiştir. Örneğin aynı Dairenin 16.01.2002 tarihli ve E:2001/697, K:2002/1837 sayılı kararında parselasyon işlemine konu taşınmazı satan davacının taşınmazla menfaat ilişkisinin kalmamış olması nedeniyle davanın ehliyet yönünden reddedilmesi gerektiği karara bağlanmıştır.
Aynı Dairenin 11.03.1998 tarihli ve E:1997/4650, K:1998/1383 sayılı kararında ise “mülkiyeti davacı kuruma ait taşınmazla ilgili olarak yapılan imar uygulamasına ilişkin dava devam ederken, söz konusu taşınmazı satan davacının, dava sonuna kadar sürmesi gereken menfaat ilişkisini ortadan kaldırması nedeniyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği” ifade edilmiştir.
Dolayısıyla bugün için Danıştay’ın menfaat ilişkisinin sadece dava açıldığı tarihte var olmasını yeterli görmediği, bu ilişkinin dava sonuçlanıncaya kadar devam etmesi gerektiğini düşündüğü söylenebilir.
Parselasyona Tabi Tutulan Taşınmazı Sonradan Edinen Kişinin Dava Açma Ehliyeti
Arazi ve arsa düzenlemesine tabi tutulan parseli, arazi ve arsa düzenlemesi yapıldıktan sonra malikten devralan kişinin, arazi ve arsa düzenlemesine dava açma ehliyeti yoktur. Taşınmazın herhangi bir şekilde el değiştirmesi, önceki malik/malikler zamanında yapılan parselasyona dava açma süresini yeniden başlatmaz.
Çünkü ehliyet, parselasyona tabi tutulan parselin, parselasyon tarihindeki maliki dikkate alınarak belirlenir. Danıştay 6. Dairesi, 21.03.2002 tarihli ve E:2001/697, K:2002/1837 sayılı kararında “sübjektif nitelikli olan parselasyon işlemine karşı ancak işlem tarihinde mülkiyet hakkı olanların dava açabileceği” yönündeki idare mahkemesi kararını onamıştır.
Altıncı Dairenin bu kararında “davacının dava konusu parselasyon işleminden sonra kesinleşen mahkeme kararıyla mülkiyet hakkı kazandığı, sübjektif nitelikteki işlemler olan parselasyon işlemlerine ancak işlem tarihinde mülkiyet hakkı olanların dava açabileceği, davacının bu alanın tapuda adına tescilini sağladıktan sonra yeniden düzenleme yapılmasını isteyebileceği, bu aşamada menfaat ihlali koşulu gerçekleşmediğinden davanın esasının incelenmeyeceği” gerekçesiyle reddeden idare mahkemesi kararı onanmıştır.
Altıncı Daire 15.10.2009 tarihli ve E:2007/9377, K:2009/9874 sayılı kararında ise “bir taşınmazın satın alınma suretiyle malikinin değişmesi durumunun taşınmazı her yeni satın alan için önceki malik zamanında yapılan ve parselin oluşumunun dayanağı olan parselasyon işlemine karşı dava açma süresini yeniden başlatma nedeni olamayacağı” yönünde karar vermiştir.
Malik Olmayan Kişilerin Ehliyeti
Tapuda malik olarak görünmeyen, buna karşılık olarak parselasyona tabi tutulan taşınmazlarla ilgili olarak menfaati bulunan kişilerin parselasyon işlemine karşı dava açma ehliyetlerinin olup olmadığı tartışmalıdır.
İptal davaları idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olmalarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabilmektedir. İdarenin eylem ve işlemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetim yoluyla sağlanmasının en etkin araçlarından biri iptal davaları olduğundan iptal davaları açısından davacı ile iptali istenilen idari işlem arasında kurulabilecek bir ilişki veya ilgi, menfaat ihlali koşulunun varlığı için yeterlidir.
Bu itibarla, yargısal kararlarda menfaat ihlali koşulu, davacının idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisinin kurulması gerektiği şeklinde tanımlanmıştır. Bu nedenle, idari yargıda iptal davası açabilmek için mutlaka bir ayni hakkın varlığı gerekmez. Ortada bir ayni hak olmasa bile, dava konusu işlemle menfaati ihlal edilenler dava açma hakkına sahiptir. Dolayısıyla, tapuda malik olarak görünmemekle birlikte parselasyon işlemine tabi tutulan taşınmazla menfaat ilişkisi olan kişilerin de dava açabilmesi gerekmektedir[1].
Danıştay da bazı kararlarında tapu malikleri dışındaki kişilerin de dava açma ehliyetinin bulunduğuna karar vermiştir, bazı kararlarında ise menfaat ihlali kavramını dar yorumlamıştır.
Kaynak : https://gayrimenkulmevzuati.com/